Toplumsal İnkilaplar  - Nevarki.Com - Eğlence ve paylaşım rüzgarı



Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ana Sayfa Kayıt Ol Yardım Arama Üye Listesi Tags

Sayfa: [1]
Yeni Birinci okunmamış Mesajı göster
18 Aralık 2007, 16:01:25 #0
MeRVe_
*


???
Kayit tarihi: 22 Ekim 2007, 18:55:33
Mesaj Sayısı: 15.283
Nerden: istanbul
Rep Puanı 85
Üyelik Bilgileri
Durumum:


Sayfa: 1/3
'1-DİN KURUMLARININ DÜZENLENMESİ
Halifeliğin kaldırılmasından sonra, din kurumlarının yeniden düzenlenmesi gerekiyordu. Bunlardan en önemlisi tekke, zaviye ve türbelerin kapatılmasıdır.

Osmanlı Devleti zamanında ülkede birçok tarikat vardı. Tarikat, sözlük anlamı olarak; aynı dinin içinde, tasavvufa dayanan ve bazı ilkelerle birbirinden ayrılan, Allah'a ulaşma arzusuyla tutulan yol demektir. Tarikat mensupları tekke ve zaviye adı verilen yerlerde toplanırlardı. Ancak Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında bazı tarikatlar amaçları dışına çıktılar. Halkın dinî duygularını istismar ederek yenilik hareketlerini engellemeye çalıştılar.
Bu durum, lâik devlet anlayışı ile bağdaşmıyordu.

Mustafa Kemal, Kastamonu'ya yaptığı bir gezide konuyu dile getirdi: "Efendiler ve ey millet! İyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakîkî tarikat, medeniyet tarikatıdır. Medeniyetin emir ve istediğini yapmak, insan olmak için kâfidir."

Bundan sonra gerekli çalışmalar yapılarak 30 Kasım 1925'te çıkarılan bir kanunla, tekke, zaviye ve türbeler kapatıldı. Kanunda ayrıca şeyhlik, dervişlik, müritlik gibi tarikat unvanları ile bunların özel kıyafetlerinin giyilmesi de yasaklandı. Bu uygulama lâiklik ilkesine geçiş aşamalarından biridir.
2-KADININ TÜRK TOPLUMUNDAKİ YERİ
(SOSYAL HAKLARI, SİYASİ HAKLARI)
Türk toplumunda kadının saygın bir yeri vardır. Orta Asya'da kurulan ilk Türk devletlerinde kadın ve erkek eşit haklara sahipti. Devlet yönetiminde, hakanların yanında hatun adı verilen eşleri de söz sahibiydi. Kadınlar ata binip ok atar, top oynar, güreş gibi ağır sporlar yapar ve savaşlara katılırlardı. Toplumda tek eşlilik prensibine bağlı kalınır, ev eşlerin ortak malı sayılırdı. Namus ve iffete büyük bir önem verilirdi.

Osmanlı Devleti Dönemi'nde kadın haklarında gerileme oldu. Kadınlar evlenme, boşanma, miras ve eğitim işlerinde pek çok haklarını kaybettiler. Bununla birlikte köylerde ve kasabalarda yaşayan kadınlar, her alanda eşlerine destek oluyordu. Kurtuluş Savaşı yıllarında, erkeği cepheye giden Türk Kadını, çocuğunu yetiştirmiş ve evinin geçimini sağlamıştır. Hatta silâh ve cephane taşıyarak savaşa katılmıştır. Bu davranışı ile Türk Kadını, Türk toplumundaki önemli yerini bir defa daha ispat etmiştir.

Atatürk, kadınlarımızın medenî, siyasal ve sosyal haklarına kavuşması gerektiğine inanıyordu. Türk kadınının bu durumunu Atatürk şu sözü en güzel şekilde ifade eder: "... Dünyada hiçbir milletin kadını, ben, Anadolu kadınından daha fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu Kadını kadar gayret gösterdim diyemez".

Türk toplumunda ailenin, ailenin içinde de kadının yeri ve önemi büyüktür.
Türkiye'de aile çağdaş hukuk anlayışına uygun olarak medenî kanun esaslarına göre kurulmuştur. Kadın ve erkek eşit haklara sahiptir. Kadın erkek eşitliğinin sağlanması, toplumsal uzlaşmanın en önemli şartlarından birisidir.


Ailenin toplumdaki yerini ve önemini Atatürk şu sözü ile açıklar: "Medeniyetin esası, ilerlemenin ve kuvvetin temeli, aile hayatındadır. Bu hayatta yozlaşma, muhakkak sosyal, ekonomik ve siyasî bozulmaya sebep olur.
Kadının Sosyal ve Siyasî Haklarını Kazanması
Atatürk, kadının erkekle birlikte öğrenim yapması, sosyal, kültürel ve ekonomik hayatta onlarla birlikte görev alması görüşünü benimsemiş ve savunmuştur. Atatürk Dönemi'nde Türk kadını aile kurma, eğitim yapma ve istediği mesleği seçme hak ve özgürlüğü gibi sosyal haklar kazanmıştır.

Türk ailesinin kuruluşunu yeniden düzenleyen Türk Medenî Kanunu'nun kabul edilmesiyle, toplumsal ve ekonomik hayatta kadın erkek eşitliği sağlanmıştı. Burada kadınların siyasî haklarından söz edilmemekteydi. Demokrasinin bütün kurum ve kurallarıyla yerleşebilmesi için, kadınlarımıza siyasî hakların verilmesi gerekiyordu. Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasında görevini fazlasıyla yapmış olan Türk kadını, ülke yönetimine de katılmalıydı.

Medenî kanun ile kazanılan haklardan sonra Türk kadınına yönetimde görev alabilmesini sağlayan siyasî haklar 1930'dan itibaren verilmeye başlandı. Önce 1930'da kadınlara belediye seçimlerine katılma hakkı tanındı. Türk kadını, 1933'te muhtarlık seçimlerine katılma hakkına kavuştu. Türk kadını, 1934'te yapılan anayasa değişikliği ile Avrupa ülkelerinin birçoğundan önce, milletvekili seçme ve seçilme hakkını kazandı.
Atatürk bir konuşmasında; "Türk kadını dünyanın en aydın, en faziletli ve en ağır kadını olmalıdır." demiştir. Atatürk "Bizim dinimiz hiçbir vakit kadınların erkeklerden geri kalmasını talep etmemiştir. Allah'ın emrettiği şey, erkek ve kadının beraber olarak ilim ve bilgiyi kazanmasıdır." sözü ile toplum hayatında kadının önemini belirtmiştir.

Böylece, Türk kadını, modern Türk toplumunda lâyık olduğu yeri tam olarak aldı.
3-KIYAFETTE DEĞİŞİKLİK
Osmanlı ülkesinde yaşayan insanların kıyafetlerinde birlik yoktu. Memurlar, memuriyetlerinin cins ve derecelerine göre; din adamları, mensubu oldukları dinlere göre kıyafetler giyiyorlardı. Halk ise yaşadığı bölgenin iklim şartlarına ve tarihî geleneklerine göre giyiniyordu.

Yeni Türk devletinde, kurum ve kanunlar, çağdaş Avrupa devletlerinin kurum ve kanunlarına benzetilirken, kılık kıyafetin de bir düzene sokulması gerekiyordu.

Mustafa Kemal, kılık kıyafetle ilgili düzenlemenin halka anlatıldıktan sonra yapılmasını istedi. 1925 yılında sağlık sebepleri ileri sürülerek, askerlerin şemssiperli serpuş giymeleri hükümet tarafından kabul edildi. Aynı günlerde milletvekillerinden bazıları meclis oturumlarına başı açık katılmaya başladılar. Gazetelerde konuyla ilgili yazılar yazıldı. Bu şekilde kamuoyu kıyafette yapılacak değişiklik hakkında bilgilendirildi. Bunun üzerine kıyafet inkılâbını açıklamaya karar veren Mustafa Kemal 24 Ağustos 1925'te Kastamonu'ya bir gezi yaptı. Kastamonu ve İnebolu'da, kıyafetimizin değişmesi gerektiğini şu sözleriyle açıkladı: "Fikrimiz, zihniyetimiz, tepeden tırnağa kadar medenî olacaktır. Medenî ve milletlerarası kıyafet milletimiz için lâyık bir kıyafettir. Onu giyeceğiz." Bu gezide şapka tanıtıldıktan sonra, büyük şehirlerin çoğunda memurlar emir beklemeden şapka giymeye başladılar.

Mustafa Kemal'in Kastamonu gezisinden sonra Ankara'ya dönüşünde, kendisini karşılamaya gelenlerin çoğu şapkalı idi. Bu gelişmelerden sonra
25 Kasım 1925'te "Şapka Giyilmesi Hakkında Kanun" çıkarıldı. 1934'te din adamlarının kıyafetlerine ilişkin yasal düzenleme yapıldı. Bu kanunla, din adamlarının dinî kıyafetleriyle ibadet yerleri dışında gezmeleri yasaklandı. Yalnız her dinin en yetkili kişisi dinî kıyafetiyle dolaşabilecekti.
Türk kadınının kıyafeti ile ilgili bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Ancak Türk kadını, toplumun modernleşmesine ayak uydurmak için çağdaş kıyafetleri benimsemiştir.

Kıyafetlerde yapılan değişiklikle modern bir görüntüye kavuşan Türk toplumu, batı uygarlığı ile arasındaki dış görünüş ayrılığını da ortadan kaldırmıştır.
4-SAĞLIK HİZMETLERİ
Ülkenin sağlık şartlarını düzeltmek, milletin sağlığına zarar veren bütün olumsuzlukları ortadan kaldırmak, gelecek kuşakları sağlıklı bir şekilde yetiştirmek devletin görevlerinden biridir.

Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında sağlık alanında bazı ıslahatlar yapılmış ise de yeterli değildi. Ayrıca devlet bu işi çok ciddî olarak da ele almamıştı. Sağlık hizmetleri, İçişleri Bakanlığı'na bağlı bir genel müdürlük tarafından yürütülüyordu.
23 Nisan 1920'de yeni Türk devletinin kuruluşundan itibaren sağlık hizmetleri büyük bir önemle ele alındı. İlk Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti içinde Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kuruldu. Cumhuriyetin ilânından sonra bu bakanlık bir program hazırlayarak sağlık sorunlarına eğildi. Bu programda sağlık teşkilâtını genişletmek, sağlık elemanları yetiştirmek, yeni hastahaneler açmak, bulaşıcı hastalıklarla mücadele etmek gibi konular ele alındı.

Bulaşıcı hastalıklar ciddî tedbirlerle kontrol altına alındı. Doktor, sağlık memuru ve ebe sayısı artırılarak sağlık hizmetleri yurdun her tarafına yaygınlaştırıldı. Memleketteki hastalıkları ve bunlarla mücadelede izlenecek yollar ve yöntemleri belirlemek, aşılar ve serumlar hazırlamak üzere Ankara'da "Hıfzıssıhha Enstitüsü" hizmete açıldı.

Memleketin ihtiyacı olan sağlık memuru, hemşire, ebe gibi sağlık personeli yetiştirmek amacıyla çeşitli illerde okullar açıldı. 1923 yılında 86 hastahane ve 554 doktor varken, bu rakamlar 1940 yılında, 198 hastahane ve 2387 doktora ulaşmıştır.

Atatürk her yıl Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni açış konuşmalarında sağlık konusuna eğilerek, hükümete yol gösterici direktifler verirdi. Bir konuşmasında "Kendine inkılâbın ve inkılâpçılığın çeşitli ve hayatî vazifeler verdiği, Türk vatandaşının sağlığı ve sağlamlığı, her zaman, üzerindeki dikkatle durulacak millî meselemizdir." diyerek konuya verdiği önemi açıkça ifade etmiştir.
5-SOYADI KANUNU
Osmanlı Devleti zamanında kişilerin soyadları yoktu. Kişinin adının yanına baba adı, doğum yeri veya bağlı bulunduğu boy yazılırdı. Bu durum çeşitli karışıklıklara sebep oluyordu. Askere alma, okul, tapu ve miras işlerinde büyük zorluklar çıkıyordu. Kişilerin kimliği tam olarak belirlenemediğinden birtakım haksızlıklar olabiliyordu. Toplumsal ilişkilerdeki bu eksikliğin giderilmesi gerekiyordu. Hiçbir bölünmenin olmadığı bir toplumun meydana getirilmesini amaçlayan Mustafa Kemal Paşa bu konu ile de ilgilendi.

21 Haziran 1934'te Soyadı Kanunu çıkarıldı. Buna göre her Türk, kendi
adından başka, ailesinin ortak olarak kullanacağı bir soyadı alacaktı. Alınacak bu soyadları Türkçe olacaktı. Ahlâka aykırı ve gülünç adlar soyadı olarak alınamayacaktı.

Soyadı Kanunu'nun kabul edilmesinden sonra 24 Kasım 1934 tarihinde TBMM tarafından, Gazi Mustafa Kemal Paşaya "Atatürk" soyadı verildi.
6-TAKVİM, SAAT VE ÖLÇÜLERDE DEĞİŞİKLİK
Osmanlı Devleti'nde kullanılan saat, takvim ve ölçüler, Avrupa devletlerinde kullanılanlardan farklıydı. Bu durum, sosyal, ticarî ve resmî ilişkileri zorlaştırıyor, bazı karışıklıklara sebep oluyordu. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde bu farklılığı gidermek için bazı çalışmalar yapıldı. Fakat yeterli değildi.

Cumhuriyetin ilânından sonra bu zorluklan ortadan kaldırmak için çalışmalara başlandı. Önce 26 Aralık 1925'te çıkarılan bir kanunla, o zamana kadar kullanılmakta olan, Hicrî ve Rumî takvimlerin yerine Milâdî takvim kabul edildi, l Ocak 1926'dan itibaren de kullanılmaya başlandı. Böylece devlet işlerinde karışıklık önlendi. Takvimdeki bu değişikliğin yanında, alaturka denilen, güneşin batışına göre ayarlanan saat yerine, çağdaş dünyanın kullandığı saat sistemi kabul edildi. Batıdan alınan zaman ölçüsü ile bir gün 24 saate bölünüp, günlük hayat düzene sokuldu.

1928 yılında yapılan bir değişiklikle milletlerarası rakamlar kabul edildi. 1931'de kabul edilen bir kanunla eski ağırlık ve uzunluk ölçüleri değiştirildi. Eskiden kullanılan arşın, endaze, okka gibi ölçü birimleri kaldırıldı. Bunların yerine uzunluk ölçüsü olarak metre, ağırlık ölçüsü olarak kilo kabul edildi. Uzunluk ve ağırlık ölçülerinde yapılan bu değişikliklerle ülkede ölçü birliği sağlandı.

Bu yeniliklerin yanında millî bayramlar ve tatil günleri de yeniden düzenlendi. 1935'te çıkarılan bir kanunla, cuma günü olan hafta tatili değiştirilip, cumartesi öğleden sonra ve pazar günü hafta tatili olarak kabul edildi.


wWw.NeVaRKi.CoM

Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş yap
Offline
21 Ocak 2008, 12:37:52 #1
CeZa.SaGoBa
Kendini aşan Nevarki'ci
*


Kayit tarihi: 06 Kasım 2007, 20:06:14
Mesaj Sayısı: 2.114
Nerden: samsun
Rep Puanı 14
Üyelik Bilgileri WWW
Durumum:


emegine sağlık
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş yap

__________88888888888
____________88______888_____________
____________88____888___________
____________88 888_______________
____________88____88____________
____________88______88___________
____________88________88_________
_____________________________
________________8888_________
______________88____88________
____________88________88____________
___________88__________88______
___________88888888888888________
___________88__________88___________
___________88__________88______
____________________________________
____________88888888888_____________
____________88______888_____________
____________88____888_______________
____________88_888__________________
____________88___________________
____________88__________________
____________88_______________
Offline
Tags: Toplumsal İnkilaplar  
Sayfa: [1]
Konuyu Goruntuleyenler
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
 
 
eXTReMe Tracker
Sitemap  0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848 849 850 851 852 853 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 868 869 870 871 872 873 874 875 876 877 878 879
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.