okan33
Yeni Nevarki'ci
Kayıt tarihi 12 Haziran 2008, 04:51:42
Yaş 17
Mesaj Sayısı 42
Nerden mersin
Rep Puanı 1
Durumum
|
Kamuoyu olan biteniduymadan bilim dünyası, ölümsüzlük peşinde; ölümsüzlüğü arayan ve hattayakaladığını iddia eden gruplar var artık. Öte yandan, insan bedenininölmek için doğmadığı da iddia ediliyor; eğer ölümsüzlük fikribilinçaltımızda yer alır ve hücrelerimize işlerse ölmeyebiliriz...
Ya böyle olursa, acaba nasıl bir dünyamız olur?
Darwin´e göre, Homo Sapiens yani biz evrimin en üst düzeyindeyiz, bunungöstergesi ise beslenmek için bir süper-yokedici olmamız. Modern bilimve teknoloji, çok uzun bir zamandan beri, insanın hayvanlardan dahaüstün olduğunu tanımlamak ve kesinleştirmek için mücadele ediyor, bununiçin tek bir engel var; doğanın kontrolu, eğer doğayı kontroledebilirsek daha da doğrusu hayvanların yaptığı gibi doğa ilebütünleşebilirsek sonuca ulaşacağız. Ve doğayı kontrol etmemizin enönemli hedefi ise ölüm yani ölümü yenmek. Bilim ne yaparsa yapsın, nekadar çabalarsa çabalasın yine de insanlar ölümün kurbanı olmaktankurtulamıyorlar. Araştırmalar sürüyor, acaba ölümü yenmeyi başaracakmıyız? Daha ne kadar zamana ihtiyacımız var?
İnsan yaşamının süresi on yılda bir fizyolojik olarak artar. Beslenmesistemimizdeki düzelme ve gelişim, tıbbın başarıları ve sağladığıgüven, göreceli olsa da kentsel yaşamın güvenliği ve son zamanlardailerleyen genetik araştırmalar gösteriyor ki, bazı yönlerden mekanikolsa da, çok yavaş bir tempoda yaşlanmayı kontrol edebiliyoruz. Şimdiyekadar, insanların yaşlanmakdan ölmeleri kaçınılmaz bir programdakigenetik bir kod olarak düşünülüyordu, birçok insan yeni buluşlarıbekliyor, en yeni ilaçları yutuyor, yaşam biçimlerini değiştiriyor veuzun yaşamı kovalıyor. Yüzyıllar geçtikten sonra ilk kez, insan kültürüdoğal ölümsüzlüğü hak ettiğinin bilincinde ve bunu istiyor.
DNA´nın ihaneti
İnsan bedeni, temel olarak kendini yenileyen ve onaran bir yapıdır; herüç günde bir deri elbisemiz yenilenir çünkü hücreler sabit olarakbölünür ve çoğalırlar ama bunun da bir sınırı vardır. Derinin büyükkayba uğradığı hallerde yetişemezler. Birçok hücre yaşlanır, DNA bunuengelleyemez veya DNA yenilenmez, zincir genetik olarak proteinlerinhasar görmesi için serbest bırakılmıştır. Berkley Üniversitesi´ndenmolekül bioloğu Judith Campisi, deri ve bağışıklık sistemindeki yaşlıhücre kümelerinin, 70 yaşlarındayken 30 yaşlarındakilere göre üstdüzeylerde olduğunu tanımlandı. Bu iki sistemdeki yüksek oranda hücrebölünmesi öncelikle görünür yaş demekti. Öyleyse yaşlanma oluşumu içinkayıp ve hasar daha çok hücre gruplarının sorumluluğundaydı. Bitkinlik,bedenin yıpranmasının doğal sonucudur, kromozomlar DNA´nın ayakkabıbağı benzeri yapısıyla ilişkilidir, DNA başlıklarına ise "Telomer"denir, bunlar DNA zincirinin veya bağının dağılmasını engellerler vekromozomlar her bölündüklerinde yeni DNA zincirinin oluşturmak içinhazırdırlar ama telomerler bunu kısa tutarlar veya uzun sürmesine engelolurlar.
Sonuç olarak, telomerler yeni DNA´nın oluşması için gereken süreninkromozomlar tarafından kullanılmasına izin vermezler. Hücrelerin içinibir reaktöre benzetebiliriz, hücre sürekli yakıt üretir. Yaşlıinsanlardan alınan hücrelerin araştırılması, bu yakıtın dahadöllenmeden hemen sonra bir fetüs halindeyken tüketilmeye başlandığıgöstermiştir. Kuramsal olarak, hücrelerin bu kadar hızlı ve çokçalışmasını engellemek ve yakıt tüketimini azaltmak mümkündür ama buhenüz kuram aşamasındadır. Çünkü hücrelerin insan olduktan sonra nedenböyle çalıştıklarının cevabı henüz yoktur. Beden, enerjisinin büyükkısmını, yemekten sonra hazmederken kullanır, bir çok insanınmetabolizması yavaştır, bazıları ise diet yaparak bu enerjininkullanımını azaltmaya gayret ederler. Biologlar, laboratuar farelerininyiyeceklerini ikiye bölüp azaltarak, yaşamlarını % 40 oranda uzatmayıbaşardılar. Los Angeles California Üniversitesi´nden biolog RoyWalford, günlük ihtiyacı olan 3000 kaloriyi, 1800´e indirerek, 120.yaşını kutlamayı umut ediyor. Walford´a göre yiyeceklerin azaltılmasıve daha önemlisi doğru alınması, sağlıklı hücrelerin zarar verici veyıkıcı protein gruplarından korunması yolunda ciddi bir adımdır.Özellikle de, E vitamini gibi antioxsidant vitaminlerin üst düzeyleriçok yararlı olmaktadır.
Ölümsüzlük yasal mı?
Biolojik araştırmaların umulmadık sonuçları yaşlanma oluşumunda yenibuluşları ortaya koyuyor ama normal olarak bunlar kısaltılmış olarakancak özel tıbbi veya bilimsel yayınlarda yer alıyorlar ve toplumbunlardan haberdar olamıyor. Bunun için bir kuruluş oluşturuldu;"Yaşamı Uzatma Vakfı" kar amacı gütmeyen bir örgüt ve işi sağlıklı uzunömür araştırmalarını duyurmak ve desteklemek; son haberler iletiliyor,yeni teknikler tanıtılıyor ve yeni ürünler duyuruluyor. Kuruluşunamacı, üyelerinin uzun yaşamaları için yardımcı olmak ve gelecektegerekecek fonları yaratmak; ana hedef ise fiziksel ölümsüzlük. Sloganolarak da "Biz çabuk yaşlanmıyoruz, çabuk ölmüyoruz" diyorlar. 16 yılevvel Hollywood´da Saul Kent ve William Faloon tarafından kurulan"Yaşamı Uzatma Vakfı"nın başı yasalarla dertte. Öncelikle önerdikleriözel beslenme metodları ve ilaçlara karşı çıkmaları yüzünden, FDA "ABDBeslenme ve İlaç Dairesi" tarafından sıkıştırılıyorlar. Ticari sistemindışında olmaları bir diğer handikap. En büyük savaş ise, son yıllarınünlü gençlik ilacı olan Melatonin için yaşandı ve yaşanıyor. Melatoninbir hormon ve bedeni yeniliyor. "Yaşamı Uzatma Vakfı", Melatonin´ninticari amaçlı tıp kuruluşları ve doktorlar tarafından kontroledilmesine karşı çıkıyor, benzeri diğer alternatif sağlık kuruluşlarıtarafından da desteklenen bu mücadelenin amacı ise, Melatoninürünlerinin serbest ve ucuz satılması. Uzun süreli hastaların ilacıkullanmaya bütçeleri yetmiyor, buna rağmen dev ilaç tröstleri buna hiçaldırmadan kısıtlamayı sürdürüyorlar ve savaş sürüyor.
Onlar ölümü reddediyorlar ?
Öte yandan, ölümsüzlüğün şu anda varolduğunu da söyleyebiliriz.Uluslararası Ebedi Toplum Organizasyonu adlı kuruluş üç kişiyi ölümsüzolarak ilan etti; Charles P. Brown, Berna Deane ve James R. Stroke birsosyal program oluşturdular; fiziksel ölümsüzlüğün bedenlerimizdegerçekten şifrelendiğini iddia ediyorlar, hücreler buna hazırlar, işsadece onları bu oluşum için uyandırmakta. Bu üç ilginç insan "TogetherForever-Ebediyen Beraber" adlı bir kitap yazarak olayı iyicetırmandırdılar; bakın ne yazmışlar; "Ölümsüzlük hücrelerinihissediyoruz, beden ölüm uykusuna benzeyen derin uyku nedeniyle bunazaten deneyimli. Ölümsüzlük zaten insanın en büyük arzusu ve amacıolarak hücrelerimizde her an titreşmektedir ve bu titreşim enerjisihücrelerimizle bilincimiz arasında karşılıklıdır; derinlerde bunuanımsıyoruz; sürekli olarak, evet, ölümsüz doğdum, ölmek için doğmadım,demeliyiz; işte hücrenin uyanışı budur..."
Bu üç kişi, kendileri gibi düşünenleri biraraya toplayarak ScottsdaleArizona´da bir komün oluşturdular. Orada ilahi ölümsüzlüğü, fizikselyenilenmeyi kovalarken, bedenlerini temizlemeye çalışıyorlar. O kadarilginç düşünceleri var ki, oluşturdukları ölümsüzlük enerjisininkendilerini kazalardan koruyacağına da inanıyorlar. Bütün bunlar biryana ama bu olaya bilim dünyasının olumlu baktığı tek birşey var; o dabilinçaltının ölümü ve öleceğini önceden kabullenmiş olması, ama bu birkuram, henüz bilinmeyen bir yöntemle bilinçaltı ölümü reddederse acabaneler olacaktır? Örnek ise, ölümcül hastaların çok azında görülen ölümedirenme gücü ve sonunda hastalığı yenmeleri; onlar ölümü reddediyorlarve Azrail eli boş yerine dönüyor; İşte, gizem burada ama nasıl?
İnsanın ötesi...
Felsefi olarak İnsanlık mental, fiziksel ve sosyal olarak üst düzeylereulaşma uğraşı içinde. Ölümsüzlükçüler, şu an içinde bulunduğumuz evrimdüzeyinin çok uzadığı düşüncesindeler. Buna inananlar içinde bilindiğigibi, bedenlerini iddialara göre hemen ölmeden evvel ve genel olarak daölür ölmez likit nitrojen içinde donduranlar bulunuyor. Bir kısmı ise,ölümsüzlüğün insanların bilinçlenmesiyle oluşacağını düşünüyorlar. Tıpve psikoloji, insanın kişiliğinin nereden kaynaklandığını söyleyemiyorama biyoloji şunu belirleyebilir; dünyasal insan düşüncesinden vemental oluşumdan, beyinde çalışan elektriksel sinyaller sorumluysa veeğer insan kişiliği veya ruh, beyinde bir etki doğuruyorsa yani sözkonusu elektriksel sinyallere neden oluyorsa ve benzer bir etkiyi yapaybir beyinde yaratamıyorsak, öyleyse herşey kimyasal değildir ve ayrı,farklı birşey biryerlerde vardır. Bilgisayarları aklınıza getirin;bilgisayarın "hardware" denen teknik yeterliliği yani bedeni vardır,her program "software" ise bir kişiliktir; bedenin yani bilgisayarınfarklı özelliklerini ayrı düzeylerde kullanır, hele bir de bilgisayarınana belleği çok büyük veya genişse. Ama sorun hızdır, bilgisayarinsandan hızlı bir hesabı yapabilir fakat bunu nasıl yapacağını kendidüşünemez. Anlaşılabildiyse, beden=bilgisayar ile program=kişilik/ruhbenzerliği olabildiğince ortadadır.
Sonuçta görülüyor ki, insan ölümsüzlüğe, bilinç olarak, bilgelikolarak, istek olarak, hatta tıbbi olarak hazırdır ama yaşam biçimiolarak, tüm alışkanlıklarıyla ve oluşturduğu sistemlerle hazırdeğildir. Buna daha çok zaman var; belki de gerçekten evrim artık yenibir aşamaya yani insanötesi insan aşamasına geçmeli...
Ölümsüzlük bizi melek veya vampir mi yapacak?
Her ne olursa olsun, ölümsüzlük gibi evrensel bir konunun karşısındaolduğumuzda, öncelikle olumlu düşünmeliyiz. Ama dünyasal sorunlarımızvardır ve bunlar bizi korkutabilir; özellikle Üçüncü DünyaÜlkeleri´ndeki nüfus yoğunluğu ciddi ve endişe vericidir. Savaşlarsadece kaynakların ele geçirilmesi gibi basit ve ilkel bir neden içinyapılmaktadır; doğal afetler ve açlık etkin ve öldürücüdür. Zenginazınlıklar gelişirken, fakir çoğunluk açlıktan ölmektedir; Bu arada,gelişmiş ülkelerde işşizlik dev oranlarda büyürken, emeklilik yaşının65 yaş civarlarında olması, 20-40 yaş arasındaki kuşağın çalışma gücünekatılımını engellemektedir. Emeklilik ödemeleri, 80 yılı aşan uzun biryaşam ortalamasında devletlere çok pahalıya malolacaktır hatta yıkımaneden olabilir. Ölümsüzler yaşam desteğini nereden alacaklar ve kendidölleriyle nasıl rekabet edeceklerdir? Buna karşın bazıölümsüzlükçülere göre, ölüm korkusunun kalkması toplumun beklentilerinive sonuçta düzenini değiştirecektir. Tüm isteklerimizi, bir anda eldeedemeyiz. Doğuştan gelen değerlerimiz ve tanımlamalarımız vardır öncebunları tolere etmeyi öğrenmemiz gerekecektir; Öte yandan, ölüm korkusuolmazsa, kaybedecek bir şeyimiz kalmaz. Eğer önümüzdeki bin yıl içindeölümsüz olursak, ya bir melek ya da bir vampir olacağımız kesindir;bugün ektiğimiz tohumlara göre sonucu bekleyip göreceğiz.
bir bakis bir bakisa bilsen neler anlatir,bir bakis bir asigi senelerce aglatir
|