RapChoLicK
~ Halim Yalın ~
Kayit tarihi: 24 Aralık 2005, 21:12:27
Mesaj Sayısı: 23.255
Nerden: Nereye
Rep Puanı 198
|
BiMitokondri, hücre Hücre, canlının canlılık özelliklerini taşıyan, yapı ve görev bakımından en küçük parçasıdır. Hücreye "göze" de denilebilir. Atomların molekülleri, moleküllerin makromolekülleri, makromoleküllerin makromoleküler kompleksleri oluşturmasıyla, dokuların en küçük yapı taşları olan ve yaşamın tüm özelliklerini sergileyen hücreler oluşmaktadır. Genel olarak tüm hücreler temelde aynı yapıya sahiptirler. Fakat bulundukları dokuya ve dolayısıyla fonksiyonlara bağlı olarak bazı özelleşmeler gösterirler. organelerinden biridir. ÖrgencikHücre Organcıkları ya da Organeller, hücre biyolojisi söz konusu olduğunda, ökaryot hücrenin sitoplazmasında asılı halde duran ve özelleşmiş işlevlere sahip çeşitli yapılardır. Yunanca ''mitos'' (''iplik'') ve ''khondrion'' (''tane'') kelimelerinden üretilmiştir.
Boyları 0,2-5 Yunan dili. 3000 yıllık bir geçmişi olan Hint-Avrupa dil ailesine ait bir dildir. Antik Yunanca Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanılmıştır. Modern Yunanca Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla beraber köken olarak ona dayanır. Yunanca, Yunan alfabesi kullanılarak yazılır. Modern Yunanca dünyada, çoğu Yunanistan'da yaşayan yaklaşık 12 milyon kişinin anadilidir. mikron arasında değişir. Şekilleri ise ovalden çubuğa kadar değişkenlik göstermektedir. Bazı hücreler tek bir büyük mitokondri içerebilse de çoğunlukla büyük sayılarda bulunurlar. Bir
1 mikron (μ) = 1 μm = 1/1 000 000 m (metre) karaciğer hücresinde sayıları 2500 civarına ulaşabilir.
Mitokondriler, Karaciğer Karın boşluğunun sağ üst köşesine yerleşmiş, önemli fonksiyonları olan vücudun en büyük iç organı.
Hayati bir organdır. 1200-1600 gr ağırlığındadır. Bir erişkinin toplam vücut ağırlığının % 2,3’ünü teşkil eder. Rengi, kahverengiye kaçan kırmızıdır. Lastik kıvamındadır. Şekli üç yüzlü bir piramide benzetilebilir. Kaburgalar tarafından örtülür. Safra depolayan safra kesesi, karaciğerin tabanında, arkaya kısmen gömülü vaziyettedir.
Normal, sağlıklı insanlarda göğüs boşluğunun oksijenli Elementler içinde çok bol bulunanı olduğu hâlde, eski kimyâcıların gözünden kaçan renksiz, kokusuz ve tatsız bir gaz. İlk defâ 1774 yılında J.Priestley tarafından, cıva oksidin ısıtılması ile elde edildi. 1781’de Lavoisier, oksijenin, havada bulunan ve yanmayı hâsıl eden bir madde olduğunu bildirdi. Bu maddeye, asit yapısı anlamına gelen oxygenıum ismini verdi. Çünkü Lavoisier, bütün asitlerin oksijen ihtivâ ettiğini sanıyordu. solunum yapan Respiration ökaryotik Ökaryotlar (Lat., Eukaryota), çekirdek zarı bulunduran organizmaları kapsayan canlılar üst âlemidir. hücrelerde bulunur. Hücre, canlının canlılık özelliklerini taşıyan, yapı ve görev bakımından en küçük parçasıdır. Hücreye "göze" de denilebilir. Atomların molekülleri, moleküllerin makromolekülleri, makromoleküllerin makromoleküler kompleksleri oluşturmasıyla, dokuların en küçük yapı taşları olan ve yaşamın tüm özelliklerini sergileyen hücreler oluşmaktadır. Genel olarak tüm hücreler temelde aynı yapıya sahiptirler. Fakat bulundukları dokuya ve dolayısıyla fonksiyonlara bağlı olarak bazı özelleşmeler gösterirler. Prokaryotik hücrelerde ve bkz. Prokaryotik memelilerin bkz. memeliler alyuvarlarında bulunmaz. Yapısı
Dış ve iç zarlara sahiptir. Zarlar çift katlı Erythrocyt fosfolipid tabaka ve bunun içine gömülü proteinlerden oluşur; yapısal olarak Albüminli madde; organizmanın en önemli yapı taşı. Amino asitlerin birleşmesinden meydana gelmiş karmaşık yapılı organik moleküllerdir. Kelime olarak “en önemli” mânâsına gelen protein, gerçekten de canlının en önemli maddesini teşkil eder. Bütün canlıların hücreleri protein ihtivâ eder. Proteinler hücre stoplazmasında çözünmüş hâlde bulunur. Kas, karaciğer gibi organ ve dokuların % 80-90’ı proteindir. Kemik sistemi ve yağ dokusunda ise protein daha azdır. hücre zarına benzer.
İç ve dış zarların farklı özellikleri vardır. Dış zar %50 oranında
fosfolipidden oluşmaktadır ve çeşitli enzimler ihtiva etmektedir. İç zar ise fosfolipidden çok proteinlerden oluşmuştur. Düzgun dış zar içinde, iç zar kıvrımlı yapısı ile geniş bir yüzey oluşturmaktadır. Bu kıvrımlara Enzimler çok yüksek katalizleme gücüne sahip proteinlerdir; bu sayede metobolizmaya katılan madde moleküllerini etkinleştirirler. Her enzimin katalizleme etkinliği belli bir alttepkene ya da belli bir kimyasal bağa özgüdür;bu etkinlik,hücrelerde ve vücut sıvılarında bulunan ve etkinleştirici ya da engelleyici adıyla anılan maddelerin varlığından önemli ölçüde etkilenir.Bu maddeler de her enzim etkinliği için ayrıdır. Proteinli yapılarından dolayı enzimler ısı, ışınım, yüksek basınç, kuvvetli asi krista (''cristae'') denmektedir. ''Cristae'',
Latince ''tarak'' demektir.
Mitokondrial ''(mitokondriye ait)'' matriks çeşitli enzimlerin yanı sıra Latin Dili ve Edebiyatı ile Yunan Dili ve Edebiyatı iç içe iki ana bilim dalıdır ve Klasik filoloji olarak bilinmektedir. Latince'nin günümüzdeki önemi bilim dalı olmasıdır; bu nedenle batı dillerinin ve yazınlarının yanı sıra Eskiçağ ve Ortaçağ Tarihi, felsefe tarihi, epigrafi, tiyatro tarihi, Roma Hukuku gibi bir çok alanda, ayrıca Osmanlı arşivlerinde bulunan Latince yazılmış belgeler üzerinde bilimsel araştırma yapmak için gereklidir. ribozomlar ve küçük bir miktar da Ribozom ribozomal RNA (rRNA) ve proteinlerden yapılmış, hücrenin protein sentez yerleri. DNA molekülü barındırır. Mitokondrial matriksin bu tür özellikleri DNA Alm. Deutscher Normenausschuss, Fr. Acide desoxyribonucleique, İng. Desoxyribonucleic asid. Kalıtımda rol oynayan organik bir molekül. Bir nükleik asit çeşidi. “Deoksiribo nükleik asit” adını alır. Kısaca “DNA” olarak gösterilir. Canlılarda yönetici bir moleküldür. Hücrenin protein ve enzim sentezinde rol oynar. Ayrıca yeni bir hücre meydana getirecek gerekli elemanları taşıdığından hücre bölünmesinin esasını teşkil eder.
İlk defa A.F.Mıescwer adl ökaryot hücre oluşumu ve mitokondrinin ilkel zamanlarda bir hücre organeli olarak nasıl oluştuğu konusunda çeşitli teorilere neden olmuştur. Görevleri
Hücre içindeki hayatsal olaylara gerekli enerjinin %95'ini sağlarlar. Solunum, oksidasyon ve fosforilizasyon için gerekli enzim ve koenzimlere sahiptirler.
Bu organeller besin maddelerinin oksitlenip parçalanarak enerjinin açığa çıktığı yerlerdir. Metabolizma olayları yönünden çok aktif olan hücrelerde, fazla enerjiyi sağlamak üzere çok sayıda mitokondri vardır.
- Rüzgar essin, ümitlerin serinlesin, tepe taklak olsun güneşin yaktığı zemin... Bedenimle sevgili olduğumdan bu yana,geçmiş bi dolu sene, Çok ihanet etmişim bilmeden zavallı bene.. Caddeler pişmanmış beni gördüklerine, ağırlık olmuşum soğuk kaldırımlar üstünde, Et dikende ! Ben ki ben de, sen ki sen de güzelsin... Sesim tek beden de gizlensin.. Gözyaşlarım raksa koyulup vecdetsin, Gönlüm halden hale girmekte feryatlarım sema etsin.. Kollarım yazmakta bitab düştü.Benim sabırla aram açık. Kibirle yatıya kalanı Tutar hıçkırık. Hasımlarımın kıçıkırık.Güvenimin beli fıtık. Hazinelerim sen de batık.Saf ve duru...
- Birgün siyah renge sor, Hep karanlık içini yakar, Bembeyazdım kirlendim, taşlandım yuhlandım bittim... Birgün al sancımı çek gör, Sinmiş içine kapanmış dağlar, Bir var Bir yok bedenim.. Tercihimde Hakkım Yatar..
- Hileden uzak bu adama sille vurma yazıktır.
İlle çile mi çekmem lazım? Nurum yüzüme dargındır Bil de gerisi mühim değil, sevgim sana özel ve saftır Bugüne dek işlediğim günaha. İstırhamım tekbir aftır. Dökmek ister içini içim, anlatmalı mı biçim biçim?... Her neşe, bir içim ve içlenişime direnişim. Ben, yürüdükçe kalır izim, bitmek bilmez pembe dizim. Yüzüm her resimde karanlık, karamsar bir çizim Ve Birgün memleketten 1084 Km ileri gittim...Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş yap® LaneT CoCuK
|