İskenderiye'de Felsefe  - Nevarki.Com - Eğlence ve paylaşım rüzgarı



Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ana Sayfa Kayıt Ol Yardım Arama Üye Listesi Tags

Sayfa: [1]
Yeni Birinci okunmamış Mesajı göster
04 Şubat 2008, 19:29:07 #0
ELECTRA
*


Đαяκиєѕs quєи¢н
Kayit tarihi: 04 Eylül 2007, 16:23:09
Yas: 18
Mesaj Sayısı: 19.372
Rep Puanı 222
Üyelik Bilgileri
Durumum:


Aristo'dan sonraki dönemin felsefe yazılarından ancak bazı sayfalar bize kadar ulaşabilmiştir. Ancak septisizmin tarihi konusunda Hz. İsa'dan 200 yıl sonra yazılmış olan önemli bir eser, eksiksiz olarak günümüze kadar ulaşmıştır. Bu da "Sextus Emprikus"un eseridir.

Keskin bir zekâ ve derin bir bilgi ile yazılmış olan bu kitapta, özellikle septik felsefenin tarihini sonra da septiklerin kanıtlarını detaylı olarak hazır buluyoruz. Bu eserden öğrendiğimize göre: Akademi çevresinde kaybolan şüphecilik "İskenderiye"de yeniden ortaya çıkmıştır. İlkçağın son dönemlerindeki düşünce yaşamında önemli rol üstlenen İskenderiye'yi bir kez daha ele alıyoruz.

İskenderiye kenti, İskender'in Asya seferleri sırasında kurulmuştur. İskender'in Asya seferlerinin "Kellenizin" dönemini başlattığını biliyoruz. Hellenizm denince, İskender'in Asya seferleri sonunda doğu ve batı kültürlerinin birbiriyle karışmasından oluşan kültür akımı anlaşılır.

Bu kültür hareketinin karakteristik yanlarından biri, "Yunanca"nın tüm Akdeniz bölgesinde genel bir "kültür dili" olmasıdır. Akdeniz bölgesi ve doğuya yayılan Yunanca, aynı zamanda Yunan felsefesini, Yunan düşüncesini de birlikte Akdeniz'e ve Doğu'ya taşımıştır. Öte yandan Hellenizm ile Doğu'nun "dinsel kuralları"nı Batı'ya taşınma olanağı bulmuştur. Yunan düşünce, kültür ve sanat ürünlerinin Doğu'nun dinsel kuralları ile "sentez"i, "Hellenizm dönemi"nin karakteristiğini oluşturur.

Bu kültür hareketliliği, aynı zamanda, yeni kültür merkezlerinin doğmasına neden olmuştur. Bu kültür merkezleri özellikle Doğu ile Batı'nın sınırı üzerinde bulunur. Nitekim bu dönemde büyük bir kültür merkezi durumuna gelen İskenderiye de Doğu Batı sınırı üzerindedir. Mısır hükümdar ailesi düşünce ve sanata ilgi duymuştur.

Batlemios'lardan da ilgi ve koruma gören kültür hareketliliği sonunda İskenderiye, İlkçağın son dönemlerindeki tüm ünlü bilginlerinin toplandığı ya da yetiştiği kent olmuştur. Bu dönemde İskenderiye İlkçağın en büyük kütüphanesine, bitki bahçelerine, hayvan bahçelerine sahip olmuştur. Bitki bilimlerinin büyük gelişme gösterdiği İskenderiye, aynı zamanda o dönemin tıp merkezi olarak bilinir.

İskenderiye'deki ünlü tıp okulunun yetiştirdiği Sextus Empirikus, şüpheciliğin Eflâtun Akademisinden kayboluşundan sonra İskenderiye'de yeniden ortaya çıktığını haber veriyor ve bize Hazreti İsa döneminin önemli bir ismini, Ainesidemos'u tanıtıyor.

Miletoslu Anaksimenes « Filozoflar
(M.Ö. 550 - 480) Yunan doğa filozofu. Miletos'da doğan Anaksimenes, Anaksimandros'un öğrencisi ve Miletos okulunun son temsilcisidir. Eserlerinden hiç biri günümüze kadar ulaşamamıştır. Düşüncelerini ancak Diogenes Leartios'un bir açıklamasından öğreniyoruz. Bu açıklama da, Theophrastos'un Anaksimenes üzerine yazdığı bir incelemeye dayanmaktadır.

Anaksimenes'e göre her şeyin esası, Thales'in düşündüğü gibi su değildir; Anaksimandros'un söylediği gibi bir sonsuzlukta değildir; fakat sudan daha etkili ve daha belirli olan "hava" (aer) olduğunu kabul etmiştir. Ona göre her şey havadan gelir ve havaya döner. Onun genişlemesi ve yoğunlaşmasıyla su ve toprak meydana gelir. Ayrıca, Anaksimenes'in, Anaksimandros'un bulduğu güneş saatini geliştirdiği söylenir.

Lütfün Himayesini İstemek « Karma Felsefesi
Lütuf gerçekliğine inanç ve onun geleceğine duyulan umut mükemmeldir. Ama bu spiritüel tembellik ve ahlaksal günah için bahanelere dönüşmemelidir.

Yüce Benliğin Lütfü yardımınıza gelmezse, bütün gayretleriniz sonuçsuz kalacaktır. Ama, diğer yandan, kendiniz gayret etmezseniz, Lütuf un gelmesi hiç mümkün değildir.

Yukarıdan inen tahmin edilemez bir şey olarak Lütuf gerçeği bu konuda tümüyle çaresiz olduğumuz, yapabileceğimiz hiçbir şey olmadığı anlamına gelmez. En azından kendimizi hem Lütuf u çekmeye hem de geldiğinde doğru biçimde davranmaya hazırlayabiliriz. Şimdi bile, kalplerimizi temizleyebilir, zihinlerimizi eğitebilir, bedenlerimizi terbiye edebilir ve diğerkam hizmeti besleyebiliriz. Bu durumda lütuf istemek için gönderdiğimiz her haykırış, bu hazırlıklarla desteklenecek ve vurgulanacaktır.

Lütuf la ilgili herhangi bir yasa varsa, bu Yüce Benliğe sevgi sunmamıza, bu yüzden de ondan lütuf almamıza benzer bir şey olur. Ama bu sevgi, bizim için ne kadar anlam taşıdığını gösterecek bir ölçüde ona isteyerek zaman ve düşünce feda edecek kadar yoğun, büyük olmalıdır. Kısacası, daha fazla almak için daha fazla vermek zorundayız. Sevgi de verebileceğimiz en iyi şeydir.

Gerçek şudur: Daha yüksek güç herkese lütuf verir, ama herkes bunu alamaz, buna razı ya da hazır değildir, herkes onu fark edemez, bu yüzden de birçok kişi onu kaçırır. İnsanların bir hazırlık olarak ilk önce kendi üzerlerinde çalışma gerekliliğinin nedeni budur.

Hem kutsal kendini düzeltme görevi hem de ona getireceğiniz açması zayıflığın farkına kesin bir şekilde vardığınızda, Lütuf un kurtarıcı ve dönüştürücü gücünü alma ihtiyacı da mantıksal olarak bunu izler. Bu durumda, psikolojik olarak onu almaya hazır olursunuz. Lütuf u kendinize çekemezsiniz, yalnızca isteyebilir ve bekleyebilirsiniz.

Kendi daha alt düzey doğanızı yalnızca kendi çabalarınızla zaptetme düşüncesi Lütuf a yer bırakmaz. Daha dengeli bir yaklaşım bulmak daha iyi olacaktır. Çabalarınızda bu çabaların kendi başlarına size aradığınız her şeyi getiremeyeceğini öğrenmeniz gerekir. Lütuf u çekmek için ilk adım duayla kibrinizi kırmak ve zayıflığınızı itiraf etmektir.

Lütuf tek yönlü bir işlem değildir. Az sayıda kişinin yanlış bir şekilde inandığı gibi, karşılıksız bir şeyler almak da değildir. Hiçbir yerde karşılık diye bir şey yoktur. Çünkü Lütuf işlemeye başladığında, aynı zamanda onu engelleyen olumsuz nitelikleri de dağıtmaya başlayacaktır. Bunlar direnecektir, ama doğru bir kendini bırakma tutumu benimser ve gitmelerine razı olursanız, uzun süre direnemeyeceklerdir.

Ancak, kendinizin bir parçası, ya da "doğal" gibi göründükleri için onlara tutunmayı sürdürürseniz, ya Lütuf geri çekilecektir ya da sizi bu engelleri zorla, sonuç olarak da acı verici bir şekilde kaldıran durum ve koşullara götürecektir.

Kendi aklınız başaramadığında ve kendi idareniz üstesinden gelemediğinde, kendinizin ötesinde ve üstünde bir kaynaktan gelen Lütuf tüm sorularınıza verilecek son yanıt, tüm sorunlarınızın son çözücüsüdür. Bu armağan için ilk ibadetkar çağrı kendi içinizdeki karışıklığı susturma ve zihninizdeki kargaşayı dindirme yoluyla başlamalıdır. Ego kendi doğal güvenilmezliğinin farkına varmalı ve pasif meditasyon halindeki ısrarlı etkinliğini durdurmalı, kesmelidir.

Lütuf kendini sizde göstermeden önce iki şeye gereksiniminiz var. Biri bunu alacak kapasitedir. İkincisi onunla işbirliği yapmaktır. İlki için egonun kibrini kırmanız, ikincisi için de egoyu arındırmanız gerekir.

Sizin göreviniz bir yol açmak, engelleri kaldırmak, konsantrasyon kazanmaktır ki bu şekilde, Yüce Benliğin lütfü size ulaşabilir. Her iki etkinliğin birleşimi sonucu üretir.

Tüm çabalarınız kendini düzeltme üzerine yoğunlaşırsa, düşünce döngünüz küçük ve sınırlı olacaktır. Küçük olan bir şey sizin gözünüzde aşırı önemli bir hale gelecektir, anlamsız olan da anlamla dolu olacaktır. İki tutumu -Lütuf'un gücüne kendinizi bırakmak ve ona inanarak- dengelemek ihtiyacındayız.

Yüce Benlikten kendilerine en büyük kutsamayı, onun lutfunu vermesini isteyenler kendilerine Yüce Benliğe ne vermeye -ne kadar zaman, sevgi, fedakarlık ve öz disiplin- razı olduklarını sormalıdırlar.

Lütuf u mümkün kılmaya yardımcı olan koşullar ilk olarak nesnelerle dolu modern uygarlığınkinden daha basit bir yaşamı, ikinci olarak da Doğa'yla paylaşımı ve ona saygıyı gerektirir.

Lütuf tümüyle Yüce Benliğin işlemidir, ama siz de arzularınız ve dualarınızla, bakışlarınızı sık sık küçük kişiliğinizden bu daha büyük benliğe çevirerek onun gelmesine yardımcı olabilirsiniz. Bu nedenle bir kriz süresince görünürde boşluğa yollanan hiçbir samimi ve devamlı haykırış Yüksek Benlik tarafından duyulmadan kalmaz. Ama bu hem düşünceleriniz hem de eylemleriniz tarafından dile getirilme anlamında içten olmalıdır.

Ayrıca sadece bir saatlik bir duygu durumu değil, sürekli bir büyük amaç olma anlamında devam ettirilmelidir. Daha yüksek güçten içtenlikle yardım isteyen kişiler bunu boş yere istemeyecektir, her ne kadar tepkisi beklenmedik bir biçimde, bazen hiç o anki çıkarlarına göre değil, bazen de umutlarının çok ötesinde olsa bile, her zaman görünürdeki yarardan çok gerçek yararları içindir.

Lütfü istiyorsanız, önemsiz şeyler, hatta zararlı (çünkü olumsuz) dedikodu ve etkinliklerle zamanı boşa harcama konusuna dikkat etmek, karakterinizi arındırmak, bilgelerin keşiflerini araştırmak, yaşamınızın gidişatı üzerinde iyice düşünmek, zihni dinginleştirme ve duygusal terbiye uygulaması gibi, onu hak edecek bir şeyler yapmalısınız.

Lütfü arayanlar onu hak edecek bir şeyler yapmalıdır. Kendilerini incitmiş olanları bağışlasınlar; kendi güçleri altındaki kişilere ya da kendilerinden yardım alma gereksinimi olan insanlara merhamet etsinler; masum hayvanları katletmeyi bıraksınlar. Bu gerçekten sanki kendileri lütuf bahşediyormuş gibi olacaktır. Böylece başkalarına verdikleri şeyleri kendileri de almayı umabilirler.

Lütuf her zaman sunulur, genel bir şekilde, ama bu ikramı görmeyiz; gözlerimiz kördür, bu yüzden onu kaçırırız. Bu durumu nasıl tersine çevirip görme yetisi kazanabiliriz? Uygun koşulları hazırlayarak. İlk olarak, yaşamın olağan gidişatından çekilmek için her gün belli bir süre -başlangıçta kısa bir süre- belirleyin. Bu dönemi içe yönelmeye, meditasyona ayırın. Birkaç dakikalığına dünyadan ayrılın.

Her kim Yüce Benliğin Lütfunu istiyorsa aynı zamanda bu lütfü almaya uygun olması için gereken uzun bir kendini düzeltme uğraşı ve kendini arındırma sıkıntısı dönemini de istediğinden haberdar olmalıdır.

Lütufun sizden daha yüksek ve sizin dışınızda olan bir kaynak tarafından verilmesi gereken bir şey olduğu doğrudur. Ama yaptığınız belirli çabaların herhangi bir şekilde gelecek olduğundan daha kısa bir sürede bu armağanı çekebileceği de doğrudur. Bu çabalar şunlardır: sürekli dua, düzenli oruç tutma.

Lütuf karmanın olgunlaşması ya da daha yüksek bir güce doğrudan başvurmaya bir karşılık olabilir veya bir azizin başvurmalarıyla gelebilir. Güç'e İnanç lütufla ödüllendirilir. Başvurmalar işe yaramıyorsa, ters karmalar çok güçlü olmalıdırlar. Materyalistler bu tür başvurmalarda bulunmazlar, bu yüzden de yapılan iyi eylemler, iyi karmayı biriktirmediği sürece hiçbir Lütuf alamazlar.

Öğrettikleri dersleri tam olarak ve açık bir şekilde kalbimize alıp serbest bırakmadıkça geçmiş hataların bağışlanması mümkün değildir.

Yaşamdaki yanlış bir gidişat için duyulan üzüntü, bunu bırakma kararlılığı ve belirli düzeltmeler yapmaya hazır olmak, Lütuf u elde etmenin ön koşullarıdır.

Günah çıkarma, geçmişteki belli eylemlerin, ister sadece tedbirsizlik ister tümüyle kötülük olsun, yanlış davranışlar olduklarına, asla yapılmamış olmaları gerektiğine ve ileride benzer bir durumla yeniden karşılaşıldığında, bunları yapmamak için elinizden geleni yapacağınıza dair içten, dürüst bir farkındalıkla yapıldığında iyi bir uygulamadır. Vicdan azabı, tövbekarlık ve düzeltmeler yapma isteği, gelecekte etkin bir değeri olması için entelektüel farkındalığa eşlik etmesi gereken duygusal durumlardır.

Geleneğe göre, günah çıkarmanın yapılabileceği üç yol vardır. Birinci olarak, belirli dinlerde uygulanan, atanmış bir papazın varlığını gerektiren yol vardır. Bu yol özellikle bu dinlerin, kendilerini hem dogmalar hem de papazlara inanç duymaya getirebilen taraftarları için yararlıdır. Ama dinsel bir ortamda yapılsın ya da yapılmasın bir başka kişiye günah çıkarma ancak diğer kişi günahı işleyenden gerçekten daha üstün bir spiritüel konumdaysa yani böyle olduğunu iddia etmiyor ya da öyleymiş gibi davranmıyorsa değer taşır. Bu koruma bulunuyorsa, günah çıkarma gizlice tutulan günahların gerilimim serbest bırakır.

İkinci olarak, bazı mezhepler ve kültlerin uyguladığı, bir grubun hazır bulunmasını gerektiren yol vardır. Bu da, ancak inananlar için ve oldukça sınırlı bir şekilde yararlıdır. Duygusal anlamda iç rahatlaması sağlar. Ama her şeyi oldukça kolay bir şekilde, egoist bir teşhircilik halinde yozlaştırabilir. Kesinlikle ilkinden daha az tercih edilen bir yoldur. Tek başına yapılan ve kişinin kendi daha Yüce Benliğine yönelen özel günah çıkarma ise üçüncü yoldur.

Günah işleyen kişi içsel olarak bir temizlenmiş olma duygusu yaşıyor, sonrasında da aynı günahı tekrarlama yönünde hiçbir eğilim göstermiyorsa, günah çıkarmasının etkili olduğunu ve Yüksek Benliğin Lütfu'nun bu eyleme karşılık olarak kendisine ulaşmış olduğunu anlayabilir. Bununla birlikte, tüm gereken şeyin tek bir günah çıkarma eylemi olduğuna inanmak, bir hatadır. Tek gereken bu olabilir, ama çoğunlukla bu tür bir karşılık yalnızca bu tür bir eylem dizisinin sonunda ortaya çıkar.

Günah işleyenin egosu kendim alçaltarak küçük düşürülmezse ve yalnızca aptallığı ve değersizliğim değil aynı zamanda bilgelik ve kendine hakimiyet elde etmede yardım için daha yüksek güce bağımlılığını hissetmesi sağlanmamışsa, herhangi bir günah çıkarmanın bir değere sahip olduğuna inanmak da bir hata olur.

İçten bir kendini hazırlamayla ilgili bu koşulları gerçekleştirmeye çalışır ve hizmet, şefkat ve iyilikseverlik uygulamaya çalışırsanız, Lütuf gelecektir ve anlamı bulunacaktır. Çünkü Lütuf sevgiye, kendi çıkarını düşünmeyen sevgiye çok yakın olan bir anlam taşır. Başkalarına vermiş olduğunuz şeyler karşılık yasası uyarınca size geri dönecektir.

Bize zarar verenleri bağışlayarak, kendimizi, başkalarına vermiş olduğumuz zararlar için bağışlanmayı hak eder bir konuma getirmiş oluruz.

Kendinizi lütfa değer bir duruma getirirseniz, onu alıp alamayacağınız konusunda endişe duymanıza gerek kalmaz. Ciddi çabalarınız, er geç buna değecektir. Bu onun bağışını muhtemel bir olay haline getirmenin en iyi yoludur.

Arada sırada korkuya kapılabilirsiniz, ama bunun bir umutsuzluk haline gelmesine asla izin vermemelisiniz. Bu, lütfün gelmesine yardımcı olur.

Dua kimse tarafından küçümsenmemelidir. Bu ifadeyi kabul etmezsek, Yüce Benliğin gücünü küçültmüş oluruz. Kusurlu olduğumuz sürece, dua etmeyi gerekli görebiliriz. Bir şeyin eksikliğini duyduğumuz sürece, dua etmemiz gerekebilir. Yalnızca, bütünleşmiş ve arzusuz olan bilgenin dua etmesi gerekmez, ama bilge kendi gizemli, sıradan olmayan tarzıyla başkaları için dua edebilir.

Fiziksel şeyler için dua etmenin her zaman yanlış olduğunu da söyleyemeyiz, bazen doğru olabilir. Ama, temennide bulunan kişiden kişinin kendi hak ettiği dertlerini kaldırması için doğaüstü bir Varlık'a sadece bir temenniden başka bir şey olmayan bir duada bulunması kişiye verdiği psikolojik rahatlama dışında başka bir sonuç vermeyebilir. Acı çekilen karmik karşılığı kesinlikle tek bir zerreyle değişmeyecektir. Sadece havadaki bir ses olacaktır.

Boş yere kadere itiraz eder. Fakat, bu dertlere sebep olan karakter kusurunu değiştirmek için tövbekar bir çabayla birleşen ya da bir başkasının yanlışını onarmak için yapılan gerçek bir girişimin tamamlayıcısı olan bir dua, boşu boşuna yapılmış olmayabilir. Pişmanlık ve kendindeki kusuru onarmak bir duayı başarılı yapabilecek en önemli faktörlerdir. Bu durumda kişisel karmayı etkileyebilecek bir kuvvet olabilirler, çünkü yeni ve uygun bir karma getirirler...

Öyleyse, dua ettiğimiz Tanrı'nın, öncelikle kalplerimizde olduğuna dikkat edelim. Duamız, sonrasında bir rahatlama ya da huzur duygusu ortaya çıkardığında, bu belki doğru olarak dua etmiş olduğumuzun bir işareti olabilir, ama karışıklığımız ya da sıkıntımız önceki kadar ağır bir şekilde duruyorsa, bu da tekrar tekrar dua etmemiz gerektiğinin ya da yanlış bir şekilde dua etmiş olduğumuzun bir işareti olabilir. Bir duanın önemsiz kişisel kaygılarınızın üstünde, düşüncelerinizi yücelttiği sürece, ilerlemenize yardımcı olması kesindir.

Belirli bir türde maddi yararlar almak için antropomorfik bir tanrısal varlığa, sadece materyalist ya da tamamen iki yüzlü bir başvuru olduğu sürece, gerek spiritüel, gerek tatbiki ilerleme için yararsız olacağı da kesindir. Acı verici hediyeye mecbur tutulduğunda karma ilkesine karşı başvuruda bulunmanın en iyi yolu dua etmek değil, düşüncelerinizi değiştirmektir. Genel düşünce eğiliminizin daha iyi olması için ne kadar çok değişiklik yapabilirseniz, dışarıdaki yaşamınız da eninde sonunda o kadar iyi olacaktır.

Lütuf, ruhunuzun amaçları ve disiplinli çabalarınızın yanında iş başında bulunan gizli güçtür. Bu, hem amacı hem de çabayı bırakırsanız onun da işlemeye devam edeceği anlamına gelmez. Belki bazen işler, ama çoğunlukla işlemeyecektir.
Bilge Hikayeleri Felsefi Görüşler Filozoflar Genel Karma Felsefesi İletişim Anasayfa
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş yap


isyαn єtмєliмi şu kuгαlcı düzєnє ؟
чαsαklαгlα cєzαlαгlα biг büyük мαhkємє
Hαyαt bєniм, nє istєгsєм dєnєгiм
ßir kєz qєldiм, ötєsini istємєz
Gidємєz єliм ..







Pαчlαşımın Dostluğα Dönüştüğü Yєrdєsiniz

                  NєVARKi ˚ dєsiniz.
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş yap
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş yap
Offline
Tags:
Sayfa: [1]
Konuyu Goruntuleyenler
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
 
 
eXTReMe Tracker
Sitemap  0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848 849 850 851 852 853 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 868 869 870 871 872 873 874 875 876 877 878 879
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.