RapChoLicK
~ Halim Yalın ~
Kayit tarihi: 24 Aralık 2005, 21:12:27
Mesaj Sayısı: 23.266
Nerden: Nereye
Rep Puanı 203
|
İki Yaşamlılar (Amphibia)
Hem suda hem de karada yaşadıklarından iki yaşamlılar anlamına Amphibia adı verilmiştir. Gerek anatomi ve gerekse fizyolojik açıdan balıklarla sürüngenler arasında bir özellik gösteren Amphibia sınıfı, omurgalıların su dışında yaşayan ilk grubunu oluşturmaktadır. Devonien'in sonlarına doğru meydana gelen kuraklık nedeniyle, akciğerli balıkların bazı populasyonları yaşadıkları ortamlardan çıkarak karadan diğer sulara geçmişlerdir. Daha sonra da tüm suların kurumasıyla zamanlarının büyük bir bölümünü karalarda geçirmeye başlamışlardır. Böylece Amphibia'yı oluşturan ilk karasal hayvan grubu ortaya çıkmıştır. Amphibia'nın balıkların en evrim geçirmiş olan Telostei yerine in ilkel grubu olan Dipnoi'den meydana gelmesi ilginç bir evrimsel olaydır.
Omurgalılar su yaşamından kara yaşamına geçerken, birçok değişiklikler meydana gelmiştir. Bunlardan en önemlileri şunlardır:
A. DERİ: Karasal hayvanlar sahip oldukları sert derileriyle su kaybını önlerler. Sucul hayvanlarda bulunan yumuşak epidermis yerine bunlarda dış yüzeyi ölü hücrelerden meydana gelmiş bir keratin kılıf tarafından kuşatılmış sert epidermis tabakası oluşmuştur.
B. AMNİOTİK YUMURTA: Karasal hayvanlar, karada yumurtlamak zorundadırlar. Böyle bir yumurtanın kuruma ve mekanik etkenlerden korunabilmesi için sert ve delikli bir kabuğa, fazla miktarda yedek besin maddesine ve amnion, korion ve allantois gibi embriyonik zarlara gereksinme vardır. Ayrıca iç döllenme ve döllenme sırasında bir çiftleşme davranışı zorunludur. Bu tip yumurta ilk kez, karasal yaşama çok iyi bir uyum göstermiş olan Reptilia (sürüngenler)'da görülmüştür. Amphibia üyelerinin büyük bir çoğunluğu yumurtalarını suya bıraktıklarından bu tip değişikliklere gereksinme duyulmamıştır.
C. SOLUNUM: Karasal hayvanlarda, solungaçlar yerine akciğerler meydana gelmiştir. Böyle bir yapı Dipteiformes (Dipnoi) takımı üyelerinde de bulunduğundan akciğer ile solunuma uyum oldukça kolay olmuştur. Yalnız, farklı olarak karasal hayvanlarda akciğerin korunabilmesi ve su kaybının önlenebilmesi için vücudun daha iç kısımlarında yer alması gerekli olmuştur. Akciğerin konumunda meydana gelen değişiklik farinks, trakea ve bronş gibi özel solunum yollarının oluşumuna neden olmuştur.
D. DOLAŞIM: Akciğerlerin olmasıyla, dolaşım sisteminde de bazı değişiklikler meydana gelmiştir. Balıklarda solungaç dolaşımı (Aort yayları=solungaç damarları) doğrudan doğruya ventral aortadan gelen kan ile sağlanmaktadır. Karasla hayvanlarda aort yayları, vücut dolaşımını sağlayan sistemik ve akciğer dolaşımını sağlayan pulmonar olmak üzere iki sistemden meydana gelmiştir. Buna bağlı olarak kalpte ve akciğerlerden gelen kanın ayrı ayrı toplandığı iki kulakçık oluşmuştur.
E. HAREKET: Sucul hayvanlarda bulunan lob şeklindeki yüzgeçlerin yerine, karasal hayvanlarda yürüme, koşma, tırmanma ve uçmaya uyum göstermiş eklemli üyeler oluşmuştur.
F. DUYU ORGANLARI: Sucul hayvanlarda en fazla gelişmiş duyu organı koklamadır. Karasal hayvanlarda ise görme duyusu gelişmiş ve buna bağlı olarak kurumayı önlemek korunmayı sağlamak amacıyla bir göz kapağı oluşmuştur. Ayrıca balıklarda yakını görmeye ayarlanmış olan göz merceği de akomodasyon yapabilecek bir özellik kazanmıştır. Sucul hayvanların yan çizgi sistemleriyle algıladıkları su titreşimleri gibi normal sesleri de duyup duymadıkları bilinmemektedir. Yalnız ses iletimi havada sudan daha kötü olduğundan, karasal hayvanlarda çok iyi bir işitme organının oluşması zorunlu hale gelmiştir.
G. BOŞALTIM SİSTEMİ: Tatlısu hayvanları protein metabolizmasının son ürünü olan amonyağı, amonyum şeklinde dışarı atarlar. Amonyum zehirli bir maddedir. Bu nedenle su ile yeter derecede seyreltilerek dışarı boşaltılır. Karasal hayvanlar suyu bu şekilde cömertce harcayamadıklarından amonyum kuş, ve sürüngenlerde ürik asite, memelilerde ise karaciğer enzimlerinden olan Arginaze tarafından üreye dönüştürülerek dışarı atılır.
Bu değişikliklerin tümünü ilk karasal hayvanlar olan Amphibia'da görmek mümkün değildir. Yalnız Amphibia'da da bu geçiş sırasında; deri hava basıncına dayanabilecek bir yapı kazanmış, solungaçlar yerine akciğerler oluşmuş, dolaşım sistemi akciğer ve deri solunumunu sağlayacak duruma gelmiş, çift yüzgeçler yerine üyeler oluşmuş, hava ve su içerisinde görev yapabilecek duyu organları gelişmiştir.
- Rüzgar essin, ümitlerin serinlesin, tepe taklak olsun güneşin yaktığı zemin... Bedenimle sevgili olduğumdan bu yana,geçmiş bi dolu sene, Çok ihanet etmişim bilmeden zavallı bene.. Caddeler pişmanmış beni gördüklerine, ağırlık olmuşum soğuk kaldırımlar üstünde, Et dikende ! Ben ki ben de, sen ki sen de güzelsin... Sesim tek beden de gizlensin.. Gözyaşlarım raksa koyulup vecdetsin, Gönlüm halden hale girmekte feryatlarım sema etsin.. Kollarım yazmakta bitab düştü.Benim sabırla aram açık. Kibirle yatıya kalanı Tutar hıçkırık. Hasımlarımın kıçıkırık.Güvenimin beli fıtık. Hazinelerim sen de batık.Saf ve duru...
- Birgün siyah renge sor, Hep karanlık içini yakar, Bembeyazdım kirlendim, taşlandım yuhlandım bittim... Birgün al sancımı çek gör, Sinmiş içine kapanmış dağlar, Bir var Bir yok bedenim.. Tercihimde Hakkım Yatar..
- Hileden uzak bu adama sille vurma yazıktır.
İlle çile mi çekmem lazım? Nurum yüzüme dargındır Bil de gerisi mühim değil, sevgim sana özel ve saftır Bugüne dek işlediğim günaha. İstırhamım tekbir aftır. Dökmek ister içini içim, anlatmalı mı biçim biçim?... Her neşe, bir içim ve içlenişime direnişim. Ben, yürüdükçe kalır izim, bitmek bilmez pembe dizim. Yüzüm her resimde karanlık, karamsar bir çizim Ve Birgün memleketten 1084 Km ileri gittim...Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş yap® LaneT CoCuK
|