aristo thales'in hayatı - Nevarki.Com - Eğlence ve paylaşım rüzgarı



Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Ana Sayfa Kayıt Ol Yardım Arama Üye Listesi Tags

Sayfa: [1]
Yeni Birinci okunmamış Mesajı göster
31 Ocak 2008, 16:23:47 #0
ELECTRA
*


Đαяκиєѕs quєи¢н
Kayit tarihi: 04 Eylül 2007, 16:23:09
Mesaj Sayısı: 19.811
Rep Puanı 259
Üyelik Bilgileri
Durumum:


Aristoteles İÖ 384’de Khalkidiko Yarımadası’nın kuzeydoğu kıyısında günümüzde Stavro denilen küçük bir kent olan Stageira’da doğdu. Zaman zaman karakterinde Yunan olmayan bir yanın varlığını keşfetmek ve bunu da Yunanistan’ın kuzeyinde doğmuş olmasına bağlamak yönünde girişimler olmuştur. Ancak Stageira, Andros ve Khalkis’ten itibaren kolonileştirilmiş, İonya lehçesinin farklı bir biçimini konuşan, sözcüğün tam anlamında bir Yunan kentiydi. Aristoteles’in babası Nikomakhos, Asklepias birliğine veya topluluğuna mensuptu ve ailenin sekizinci veya yedinci yüzyılda Messenia ‘dan Yunanistan’a göç etmiş olması olası görünmektedir. Annesi Phaistis’in ailesi ise, Aristoteles’in hekim olan babası Makedonya Kralı II. Amnytas’ın arkadaşıydı. Aristoteles’in çocukluğunun bir kısmını Pella’da, yani krallığın merkezinde geçirmiş olması olasıdır. Aristoteles’in doğa bilimine ve her şeyden çok da biyolojiye karşı gösterdiği ilgiyi bir hekim ailesinde yetişmiş olmasında aramak akla yatkın olacaktır. Galenos bize, Asklepias ailelerinin çocuklarını kadavra üzerinde eğittiklerini söylemektedir. Aristoteles’in de bu alanda belli bir eğitim almış olması, ayrıca cerrahi müdahalelerde babasına yardım etmiş olması olasıdır. Aristoteles’i hekimlik taslayan şarlatan olmakla itham eden öykünün kaynağı da herhalde budur. Henüz bir çocukken anne babası ölmüş ve vesayeti akrabalarından Proksenos’a verilmiştir. Daha sonra Aristoteles de onun oğlu Nikanor’u evlat edinecektir.
Aristoteles onsekiz yaşındayken Atina’da Platon’un okuluna girmiş ve Platon’un ölümüne kadar ondokuz yıl orada kalmıştır. Onu Akademi’ye çeken şeyin felsefi hayata karşı duyduğu bir eğilim olduğunu düşünmemiz gerekmez. O yalnızca Yunanistan’ın sunabileceği en iyi eğitimi almaktaydı. Okula katılmaktaki amacı ne olursa olsun, Platon’un felsefesinde hayatının ana etkisini bulduğu açıktır. Bu kadar güçlü bir beynin Platon’un bütün öğretilerini sorgulamadan kabul etmesi olanaksızdı. Önemli noktalarda ciddi görüş ayrılıkları Aristoteles için gitgide daha açık bir hal almıştır. Ancak bilimsel eserlerinden farklı olarak felsefi eserlerinde Platonculuğun etkisini taşımayan tek bir sayfa yoktur. Belirli Platoncu öğretilere saldırdığında bile Aristoteles, sıklıkla, kendisini, eleştirdiği kişilerin grubu içinde sayar ve onları ortak ilkelerini anımsatır. Antikçağın diğer büyük insanları gibi onun da iftiracıları olmuştur. Hayatının son zamanlarında Platon’un gözdesi olmuş ve onun tarafından par exelence [en mükemmel] ‘okuyucu ve ‘okulun beyni’ olarak adlandırılmıştır. Daha sonra kendi görüş noktası daha açık bir hale geldiğinde Platon’la ilişkileri daha az dostça olmuş olabilir. Ancak Platon yaşadığı sürece Akademi’nin sadık bir üyesi olmuştur. Ünlü bir pasajında kendisi için çok değerli olan Platoncu Okul’u eleştirmek biçimindeki tatsız görevden zarif bir tarzda söz eder.
Bununla birlikte bütün bu yirmi yıl boyunca onun basit bir çömez olarak kaldığını düşünmememiz gerekir. Eski felsefe okulları ortak bir ruhun bir araya getirdiği ve aynı temel görüşleri paylaşan, ancak göreli bağımsızlık içinde kendi özel araştırmalarını da yapabilen insanların oluşturduğu topluluklardır. Bütün bu yıllar boyunca Aristoteles’in doğa bilimi araştırmalarını, Platon’un veya okulun başka herhangi bir üyesinin kendisini götürebileceğinin çok ötesine taşıdığı varsayılabilir. Aynı zamanda belki yalnızca retorik konusunda İsokrates’in anlayışına karşı olan dersler vermiş görünmektedir. İsokrates’ten ders almadığı anlaşılmaktadır, ancak düzgün ve sade bir biçimde düşüncesini ifade etme özelliği ve bazen etkileyici bir yüceliğe yükselebilen düz ve kolay üslubu, Yunan ve Latin üslûbu üzerindeki etkisi o kadar büyük olan bu ‘yaşlı belagat ustası’na çok şey borçludur. Aristoteles’in Retorik’te bu kadar sık değindiği başka bir yazar (Homeros hariç) yoktur. Bununla birlikte, İsokrates’in düşünce yoksulluğuna ve hitabetle ilgili başarıyı hakikat araştırmasının üstünde tutmasına ilişkin Platoncu küçümsemeyi de paylaşmaktadır. Gençlik günlerinde bu onu İsokrates’i eleştirmeye götürmüş ve bu eleştiri İsokratesçi okulu çok kızdırmıştır. Fazla özgün olmayan felsefi düşüncelerini az çok popüler bir biçimde dile getirdiği kaybolmuş eserlerinden bir kısmı büyük bir olasılıkla bu döneme aittir. Ayrıca günümüze ulaşan eserlerinin bazılarına da bu olasılıkla bu dönemde başlamıştır.
Platon’dan sonra yerine İÖ 348-7’de Aristoteles’in en az hoşlandığı Platoncu eğilimleri -özellikle (felsefeyi matematiğe dönüştürme’ eğilimini- temsil eden Speusippos geçtiğinde, hiç kuşkusuz okulda kalmaya karşı içinde ibr isteksizlik duymuştur. Ancak anlaşılan, bu dönemde kendi okulunu açmak yönünde de henüz bir arzu duymamıştır. Olynthos’un devrilmesi ve Yunan konfederasyonunun dağılması sonucu Atina’da ortaya çıkan Makedonya karşıtı duygular, Makedonya’yla ilişkileri olan bir yabancı için Atina’yı artık güvenli olmayan bir şehir haline getirmiş olmalıdır. Ancak bu neden, onunla birlikte ayrılan Akademi’den arkadaşı Ksenokrates’i pek etkilemiş olamaz. Nedenleri ne olursa olsun Aristoteles, Akademi’den eski arkadaşı, daha önce köle olduğu halde şimdi Mysia’da Atarneus ve Assos’un efendiliğine yükselmiş ve etrafına küçük bir Platoncu grup toplanmış olan Hermeias’ın davetini kabul etmiştir. Aristoteles bu çerçevede aşağı yukarı üç yıl geçirmiştir. Bu sırada Hermaias’ın davetini kabul etmiştir. Aristoteles bu çevrede aşağı yukarı üç yıl geçirmiştir. Bu sırada Hermeias’ın evlat edindiği yeğeni olan ve kendisiyle aynı adı taşıyan bir kız çocuk verecek Pythias’la evlenmiştir. Görünüşe göre Pythias, Aristoteles’in Atina’da bulunduğu son dönemde ölmüştür. Onun ölümünden sonra Aristoteles, Stageiralı bir kadın olan Herpyliss ile tam anlamıyla yasal olmayan, ancak sürekli ve sevgi dolu bir ilişkiye girecek ve ondan da Nikomakhos’a Etik’e adını verecek Nikomakhos isimli bir oğlu olacaktır.
Bu üç yılın sonunda Aristoteles Lesbos’a [Midilli] yakın bir ada olan Mitylene’ye gider. Onu oraya çekenin ne olduğunu bilmiyoruz. Ancak Akademi’den eski bir arkadaşı ve bu adanın yerlisi olan Theophrastos bu adada ona uygun bir yerleşim imkanı sağlamış olabilir. Aristoteles’in biyoloji alanındaki araştırmalarının çoğu Assos’ta ve en çok da Mytlene’de bulunduğu döneme aittir. Eserleri dikkati çeken bir sıklıkla civarda, özellikle de Pyrrha lagününde gözlemlenen doğabilim olaylarına işaret etmektedir.
İsokrates’in bu döneme ait, Lise’de yerleşmiş ve kendisine yeterince saygı göstermeyen filozoflarla ilgili bir göndermesi diğerlerinin yanı sıra Aristoteles’e de gönderme yapan bir pasaj olarak yorumlanmıştır. Eğer durum öyleyse, Aristoteles bu dönemde Atina’ya, eski biyografların hiç haberdar olmadığı bir ziyarette bulunmuş olmalıdır. Ancak bu varsayım temelsiz görünmektedir. 343-342’de, Aristoteles’i büyük bir olasılıkla kendisiyle aynı yaşta bir çocukken tanıyan ve hiç kuşkusuz Hermeias’tan adını tekrar duyan Makedonya Kralı Philippos, o sırada onüç yaşında olan İskender’in eğitimini üzerine almak üzere davet etmiştir. Makedonya sarayıyla eski ilişkilerini yeniden kurmayı arzulayan ve Politika’da gördüğümüz gibi gelecekteki hükümdarların eğitimen büyük önem veren Aristoteles bu daveti kabul etmiştir. Bu konum ona sarayda nüfuz kazandırmış ve Strageira, Atina ve kendisiyel birlikte Pella’ya giden Theophrastos’un doğduğu kent olan Eresos lehine aracılık yapmasını sağlamıştır. Seçkin öğrencisine verdiği eğitim hakkında hemen hemen hiçbir şey veya çok az şey bilinmektedir. Öğretiminin başlıca konusu büyük bir olasılıkla Yunan eğitiminin temeli olan Homeros ve trajedi yazarları olmuştur. Aristoteles’in İskender için İlyada’nın metnini tekrar gözden geçirdiği söylenir. Ancak öğrencisi daha ileri bir eğitimden yararlanacak kadar büyüktü. Aristoteles onunla özellikle hükümdarların görevleri ve yönetim sanatı üzerine tartışmalar yapmış olmalıdır. O, İskender için biri Monarşi diğeri Koloniler hakkında olmak üzere iki eser kaleme almıştır. Bunların ikisi de Yunan Krallarının ve Yunan kolonileştiricilerinin en büyüğü olacak biri için özellikle ilginç konulardı. Aristoteles’in -Pella'da, sonra civardaki Mieza kraliyet şatosunda- İskender’le birlikte bulunduğu dönemde özel olarak politik konularda yoğunlaştığını ve Anayasalar toplama tasarısının burada ortaya çıktığını varsayabiliriz. İskender’in dehası onu düşünce hayatına değil, bir eylem hayatına, Aristoteles Philippos’u bu konuda uyarmış olsa da, Asya’nın fethine ve yine Aristoteles’in Yunanlıların barbarlar üzerindeki tartışılmaz üstünlüğü görüşüne aykırı bir girişim olan Yunan uygarlığıyla birleştirme girişimine götürmüştür. Görünüşe göre bu iki insan arasındaki ilişki hiçbir zaman bütünüyle kopmamıştır. Ancak İskender’in 340’ta babasının yerine naip olarak atanmasıyla öğrenciliğinin bitmesinden sonra aralarında gerçek bir yakınlık olduğunu gösteren hiçbir şey yoktur. Aristoteles bundan sonra büyük bir olasılıkla Stageira’ya yerleşmiştir. Aristoteles’in Makedonyalılarla kurduğu dostlukların en süreklisinin, yani bir süre sonra İskender Asya’dayken yerine naip olarak atanacak ve böylece Yunanistan’ın en önemli adamı haline gelecek olan Antipater’’le dostluğunun, İskender ile birlikte olduğu bu süre içinde başladığı kesindir.
335-4 yılında Philippos’un ölümünden kısa bir süre sonra Aristoteles Atina’ya geri döner ve bunun ardından hayatının en verimli dönemi başlar. Şehrin dışında, kuzeydoğu bölgesinde, büyük bir olasılıkla Lykabettos Dağı’yla İlissos arasında, Apollon Lykeios ve Musalara adanmış olan ve geçmişte Sokrates’in çok sık uğradığı bir yer olduğu söylenen bir koruluk uzanmaktaydı. Aristoteles burada birkaç bina kiralar -bir yabancı olduğu için satın alma hakkı yoktur- ve okulunu kurar. Burada her sabah öğrencileriyle ağaçlar arasındaki loggie’de [açıklık] gezinerek en güç felsefe sorunlarını tartışır. Öğleden sonraları veya akşamları ise daha geniş bir halk topluluğuna daha basit konuları açıklar. Bu, akroamatik, yani ileri düzeydeki derslerle, eksoterik, yani herkes tarafından anlaşılabilir dersler arasındra ayrım yapan eski bir gelenektir. Bu ayrımın sağlam temellere dayandığı kesindir. Ancak Aristoteles bazen düşünüldüğü gibi, ne akroamatik derslerinde herhangi bir mistik öğretinin varlığına işaret etmektedir, ne de halka yönelik derslerinde onlara hakikatin bütününü göstermemeye çabalamaktadır. Daha soyut konular -mantık, fizik ve metafizik- daha yoğun bir inceleme gerektirmekte ve daha dar bir çevreyi ilgilendirmekteydi. Buna karşılık retorik, sofistik ya da politika gibi konular daha geniş bir talebe yanıt veriyordu, dolayısıyla daha halka dönük bir biçimde sergilenebilirlerdi.
Aristoteles burada büyük bir olasılıkla yüzlerce kitap yazmayı bir araya toplamış ve daha sonra İskenderiye ve Bergama kütüphaneleri için örnek oluşturacak ilk büyük kütüphaneyi kurmuştur. Aynı şekilde çok sayıda haritayı bir araya getirerek bir koleksiyon düzenlemiş ve derslerinde, özellikle doğa bilimi derslerinde yararlandığı bir nesneler müzesi oluşturmuştur. İskender’in bu koleksiyonu toplayabilmesi için kendisine 800 talent verdiği ve Makedonya İmparatorluğu’nun sınırları içinde yaşayan bütün avcılara, kuşçulara ve Aristoteles’in imparatorluğun en uzak bölgeleri hakkındaki bilgisi, bu emirlerden beklenebileceği kadar doğru değildir. Bununla birlikte bu öyküde büyük bir olasılıkla doğru bir şeyler vardır. Aristoteles’in okul için düzenlediği bir yönetmelikten söz edilmektedir. Bu yönetmeliğe göre her üye sırayla, örneğin ‘on gün süreyle’ okulu ‘yönetmek’ten sorumlu tutulmaktaydı. Bu, herhalde her birinin bu süre boyunca, daha sonra ortaçağ üniversitelerinde benimsenecek yönteme uygun olarak, başka şeylerin yanı sıra tüm katılanlara karşı şu veya bu tezi savunmak suretiyle tartışmaları yönetmekle sorumlu oldukları anlamına gelmekteydi. Aristoteles’in okulunda ortak yemekler yendiği ve ayda bir kez kurallarını bizzat Aristoteles’in düzenlediği bir şölen verildiğini biliyoruz. Ancak okulda yapılan çalışmalarla uygulanan işbölümü hakkında çok az şey biliyoruz. Aristoteles’in günümüze ulaşmış eserlerini oluşturan notlarının kaleme alınışı, büyük bir olasılıkla Lise’yi yönettiği oniki onüç döneme aittir ve bu eserlerin meydana getirilmesi için gerekli düşünce ve araştırmalar, ön çalışmaların bir kısmının öğrencileri tarafından yapıldığını düşünsek bile, benzeri olmayan bir zihin gücüne işaret etmektedir. Bu dönemde Aristoteles, bilimler sınıflamasının bugün hâlâ varlığını sürdüren biçimiyle ana çizgilerini belirlemiş ve bilimlerin çoğunu, kendisinden önce ulaşmış oldukları noktadan çok daha ileri bir noktaya götürmüştür. Bazı bilimlerde, örneğin mantıkta, Aristoteles’in bir öncüsü olmadığı ve yüzyıllar boyunca ona layık bir takipçisi olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Ayrıca Aristoteles’in okulu etik ve politika gibi pratik konulara gösterdiği ilgi nedeniyle gündelik hayat üzerinde, Sokrates veya Platon’a eşit ve aynı dönemde Akademi’nin kendi içine kapanmış öğrencilerinden çok daha fazla bir etkide bulundu.
İskender’in 323 yılında ölümüyle Atina bir kez daha Makedonya karşıtı duyguların merkezi olur ve Aristoteles’in Makedonya’yla bağlantıları onu Atinalıların gözünde kuşkulu duruma düşürür. Platoncu ve İsokratesçi okulların düşmanlıkları, büyük bir olasılıkla ona karşı duyulan politik duygularla beslenmiştir. Sonuçta, Hermeias hakkında yazdığı bir övgü şiiri ve mezartaşı yazısına dayanan saçma bir d insizlik ithamıyla mahkemeye verilir. Atinalıların ‘felsefeye karşı ikinci bir cinayet işlemelerine’ fırsat vermemeye kararlı olan Aristoteles, okulu theophrastos’un ellerine bırakarak ve Makedonya etkisinin en çok görüldüğü yerlerden biri olan Khalkhis’e çekilir. Orada, 322 yılında, uzun yıllardan beri çektiği bir hastalıktan ölür. Vasiyetini bize Diogenes ulaştırmıştır. Aristoteles vasiyetinde, akrabalarının lehine bazı maddeler koymayı, kölelerinin satılma tehlikesini önlemek ve Politika’sının bir öğüdünü uygulamaya koyarak bazılarının özgürlüklerini elde etmesini sağlamak için önlemler almayı ihmal etmemiştir. Bazen Aristoteles’i yalnızca kişileşmiş bir akıl olarak görme eğilimi gösteririz; ama vasiyeti iyiliksever ve şefkatli bir kişiliği olduğunun en açık kanıtıdır.
Aristoteles’in dış görünüşü veya hayat tarzı hakkında çok az şey bilinmektedir. Güvenilir bir gelenek onu kel, ince bacaklı, küçük gözlü, kekeleyerek konuşan ve dikkati çekecek kadar güzel giyinen bir insan olarak betimler. Kötü niyetli düşmanları ise onu kadınsı bir sefih bir hayat süren bir insan olarak temsil eder. bizzat kendisi tarafından ifade edilen görüşlere dayanarak kabul edilebilecemiz şey, çileci alışkanlıkları olmadığıdır. Ayrıca yüzünün ifadesinde kendisini gösteren alaycı bir karaktere sahip olduğu söylenmiştir. Diogenes Laertios büyük bir espri gücüne tanıklık eden bazı sözlerini aktarmıştır


Gölqelerden bαhsediyorum size
Kıpırdαyαn perdelerden
Ve herkes kendi içine qömülür
İçimdeki derinlik kαinαttαn büyükken
Bir ihtimαl dαhα yoktur zαten
Beklemekle olmuyor bαzen
Sol kolumun uyuşmαsını
Nerede bir kuyu çıkığı qörsem
Boynumα ruj sürüyorum
Öleceqim yeri işαretlemek için..






Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin Üye Ol veya Giriş yap
Online
Tags:
Sayfa: [1]
Konuyu Goruntuleyenler
0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
 
 
eXTReMe Tracker
Sitemap  0 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 561 562 563 564 565 566 567 568 569 570 571 572 573 574 575 576 577 578 579 580 581 582 583 584 585 586 587 588 589 590 591 592 593 594 595 596 597 598 599 600 601 602 603 604 605 606 607 608 609 610 611 612 613 614 615 616 617 618 619 620 621 622 623 624 625 626 627 628 629 630 631 632 633 634 635 636 637 638 639 640 641 642 643 644 645 646 647 648 649 650 651 652 653 654 655 656 657 658 659 660 661 662 663 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 682 683 684 685 686 687 688 689 690 691 692 693 694 695 696 697 698 699 700 701 702 703 704 705 706 707 708 709 710 711 712 713 714 715 716 717 718 719 720 721 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 737 738 739 740 741 742 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 756 757 758 759 760 761 762 763 764 765 766 767 768 769 770 771 772 773 774 775 776 777 778 779 780 781 782 783 784 785 786 787 788 789 790 791 792 793 794 795 796 797 798 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 818 819 820 821 822 823 824 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 837 838 839 840 841 842 843 844 845 846 847 848 849 850 851 852 853 854 855 856 857 858 859 860 861 862 863 864 865 866 867 868 869 870 871 872 873 874 875 876 877 878 879 880 881 882 883 884 885 886 887 888 889 890 891 892 893 894
Sitemiz bir forum sitesi olduğu için kullanıcılar her türlü görüşlerini önceden onay olmadan anında siteye yazabilmektedir, bu yazılardan dolayı doğabilecek her türlü sorumluluk yazan kullanıcılara aittir.